NASA’nın önerdiği ofis bitkileri!


2018’in önde gelen #ofistrendleri'nden biri, eko-ofisler, biyofilik tasarımlardı. Çalışanlarının iyiliğini ön plana koyan markalar, iyileştiren mimari tasarımların arayışına girdi. Ofislere daha fazla gün ışığı ve bitki girmeye başladı.

NASA’nın da söylediği gibi, “insanların gitgide daha fazla kapalı kapılar ardında yaşadığı bir gezegende, havanın kalitesini iyileştirme gücüne sahip bitkileri tanıma zamanı” gelmişti.

İç mekan tasarımında bitkilerden yararlanmayanların bile yeşil rengine meylettiğini gördük böylece. Araştırmalar, ofis alanlarına yapılan yeşil dokunuşların, çalışanların deneyimi üzerinde müthiş bir fark yarattığını ortaya koyduğundan beri, her ofisin bir köşesine çalışanların stresini, gürültüsünü emen bir ağaç konuldu, hatta duvarlar yosunla kaplandı.


TripAdviser'ın Londra ofisi

Farkında olmadığımız kimyasallarla kuşatıldık

NASA'nın 1980'lerin sonlarında Temiz Hava Araştırması adını verdiği çalışmanın raporu, kapalı alanlarda biriken toksinlere dikkat çekiyor. Rapora göre sağlığımız çalışma alanlarında farkına olmadığımız birçok tehditle karşı karşıya. Örneğin;


• Mürekkep, vernik, yapıştırıcı, boya ve boya çıkarıcılarda bulunan trikloretilen, hezeyan, baş dönmesi, baş ağrısı, bulantı, kusma sonrası uyuşukluk ve komaya,

• Kese kâğıdı, mumlu kâğıt, havlu, peçete, kontrplak ve sentetik kumaşlarda bulunan formaldehit, burun, ağız ve boğaz bölgesinde kaşınma, gırtlak ve ciğerlerde şişmeye,

• Plastik eşyalar, reçine, kauçuk yağlayıcılar, sentetik lif, deterjan, boya, ilaç ve böcek ilaçlarının yanı sıra tütün, egzost gazı, yapıştırıcı ve mobilya cilalarındaki benzen, gözlerde kaşıntı, uyuşukluk, baş dönmesi, kalp atışında hızlanma, baş ağrısı, bilinç kaybına,

• Her türlü baskı, kauçuk, deri, boya, tütün ve egzost gazındaki ksilen, ağız ve boğazda tahriş, baş dönmesi, baş ağrısı, kafa karışıklığı, kalbe bağlı sorunlar, karaciğer ve böbrekte hasar ve komaya,

• Cam temizleyici, yer deterjanı ve suni gübrelerde bulunan amonyak ise gözde kaşıntı, öksürük ve boğazda şişlik gibi yan etkilere yol açıyor.

Google'ın Dublin ofisi

Yarım saat içinde etkilerini gösteriyorlar

Rapora göre, ofislerdeki bu kimyasalların zararlı etkileri, hangilerine hangi koşulda ve ne miktarlarda maruz kaldığınıza bağlı. Fakat bu zararlı kimyasalları besin kaynağı olarak kullanan bitkiler var. Yarım saat gibi kısa bir sürede soluduğumuz havayı bu uçucu zehirlerden arındıran ve loş ışıkta yaşayabilen karbon filtreli bitkiler şunlar:

Bakterileri azaltıyorlar

Bitkisi bol olan ofisler, havadaki bakterilerin seviyelerini önemli ölçüde azaltarak çalışan sağlığını iyileştiriyor. İstatistiklere göre, çok sayıda bitkiye sahip olmayan bürolarda çalışanlar, daha fazla hastalık mazereti kullanıyor.


Tozları topluyorlar

Bitkiler yaprakları ve toprağıyla doğal olarak havada serbestçe yüzen toz ve küf parçacıklarını topluyor. İş yerinde alerjiden muzdarip çalışanlar da zayıflamış bir bağışıklık sisteminden ve daha düşük üretkenlikten muzdarip olabilirler.

Apple Park, California

Enerji tasarrufu sağlıyorlar

Bitkiler ofis havasını soğutarak ve klima ünitelerindeki iş yükünü azaltarak önemli miktarda para ve enerji tasarrufu sağlar. Bu nedenle, finansal açıdan da faydalılar.

Nem yaratıyorlar

Ofis bitkilerinin yapraklarından buharlaşan su, çalışanların çok rahat bulduğu bir nem seviyesi yaratıyor. Bitkiler olmadan, ofis havası yeterince nem tutamıyor. Düşük nem seviyeleri ise hem ofis hem de insan malzemesine zarar verir.


© 2016 Arthur & Miller